Başlıyoruz... Önce buluşma... - 29 Ağustos 2014 Cuma

Yine bir Cuma günü işler güçler bir kenara bırakılıyor ve yola konuluyor. Mehmet Bodrum'dan, Altuğ İzmit'ten yola çıkıp Cumartesi sabahı Kaş’ta buluşmak üzere birbirimizi programlıyoruz.

Her ikimizin de birbirinden farklı ancak macerası bol Kaş yolculuğundan sonra Cumartesi sabahı saat 09:30’da buluşuyoruz. Mehmet bir gün öncesinden Kaş’a geldiğinden kafasını bir pansiyona sokmuş Altuğ’u bekliyor.


Çantanın perlonlarına zarar gelmemesi için
Marketten alınan streçfilm ile bu şekilde
kaplandı ve uçağa teslim edildi.

Altuğ havaalanında bir dosta rastlar... :)

Kalkan'da mola. Otobüs şöförümüz afiyetteler.


Kaputaş Plajı. Heyecanı yeter.

Gelir gelmez denize girmek istiyoruz ve zaman kaybetmemek için Kaş merkezine en yakın Küçükçakıl’a gidiyoruz. Plan ve programı burada daha detaylı konuşacağız.

Son 4 senedir yaptığımız yürüyüşler genelde her ikimizin de çok sevdiği Kaş ve yakınlarında bittiğinden bu sefer tam tersi oluyor. Başlangıcı Kaş ile yapıyoruz. Kaş’a gelip de insanın canı böyle boş boş oturmak istiyor orası ayrı. Hani sanki ak sakallı bir dede gelse “evladım boşverin yürümeyi gelin oturun şurada, denize girin, boş boş durun” dese kabul edeceğiz sanki.

Ancak içimizdeki bu ağustosböceği sesini dinlemeyip denize girdikten sonra haritaları açarak dersimizi son kez gözden geçiriyoruz.

Bu yürüyüş yine Likya topraklarında ancak dağlarında bayırlarında olacak. Kısacası hala serinlemeyen havanın ve tepemizdeki güneşi sonuna kadar hissederek olacak. Tek çekincemiz de bu aslında. Bu bölgenin sıcağı gerçekten bayıltacak derecede oluyor. Ancak aylar öncesinde belirlenen program bizi Eylül başında yürümeye götürdüğünden yapacak birşey yok. Kar yağışı bekleyen kayak turizm işletmecisi gibi bir yandan da önümüzdeki 2-3 günün hava durumuna da saat başı bakıyoruz.


Küçükçakıl'da deniz zamanı. Çocuklar eğleniyor.
Bu sıcakta yapılacak en mantıklı hareket.


Kaş halkına bir konuşma yapmadan
yollara düşmek olmaz

Yola çıkıyoruz...

Daha fazla rehavete girmeden çantalarımızı toparlayarak sahilden  Kaş meydana iniyor ve bizi Kaş’tan karşılayacak, St. Nicholas yolu’nu turizme kazandıran Beymelek Belediyesi’nin güleryüzlü belediye başkanı Osman Güngör’ü arıyoruz. Sağolsun bizi Kaş’tan alacak. Beymelek Belediyesi diye bir belediye artık yok zira son 2014 yerel seçimlerinde Demre Belediyesi’ne bağlandı. Osman Bey ise belediye işlerinden elini ayağını çekip kendini Beymelek  sırtlarında işlettiği Beymelek Taş Evler’e ve St. Nicholas Yolu’nun tanıtımına adamış. Dünyanın dört bir yanından taş evlere kalmaya gelen çok sayıda turist var.

Sağolsun bizi ertesi sabah yürüyüşe başlayacağımız Dereağzı’na bırakacak. Dolyısıyla bu ilk geceyi Beymelek Taşevler’de geçirip ertesi gün sabah erkenden yürüyüşe başlayacağız.

Tabii burayı yürüyecekler için Dereağzı’na ulaşmanın çok da kolay olmadığını söylemek lazım. Kaş üzerinden biraz daha zahmetli olabilir ancak Demre Çayı’nın aktığı vadi boyunca içeriye doğru girerek (Kuzeye doğru) Dirgenler mevkiindeki Dereağzı’na ulaşabiliyorsunuz. Demre’den 2014 yılında taksi ücreti 40-50 TL civarında olduğunu belirtmekte fayda var.

Kaş’tan gelmeyi planlayanlar ise Kaş sırtlarında yer alan Ağullu/Çukurbağ üzerinden sırasıyla Uğrar ve Kasaba Köyleri ve sonrasında Dirgenler’e ulaşabilirler. Haritaya da bakıldığında bu bölgelere toplu taşıma ile ulaşmak biraz zahmetli gibi gözüküyor zira köylerden genelde günde 1-2 kez minibüs kalkıyor. Sabah Kaş veya Demre’ye inip akşam da köylere dönüyordur diye tahmin ediyoruz. Dolayısıyla taksi ile ulaşım sağlayacak arkadaşların taksiciler ile konuşup yolları bildiğinden emin olmaları ve fiyatta anlaşmalarında fayda var. Kaş’tan Dereağzı muhtemelen biraz daha yüksek bir fiyat tutabilir.

Saat 15:00’de Kaş merkezinde Osman Güngör’ün oğlu Yener ile buluşuyoruz ve araçlar Beymelek Taş Evler’e gidiyoruz. Osman Bey ile Facebook üzerinden tanışıp geçtiğimiz yaz tatilinde yolumuz demre’den geçerken Taşevler’de yüzyüze görüşmüştük. St. Nicholas’ı da yürümemiz gerektiğini söyleyip Kate Clow’un Kültür Rotaları Derneği ile birlikte hazırlamış olduğu rehber kitabı da verince bu yolun büyük ciddiyetle hazırlandığını kitap içeriğinden de anlamıştık.

Bu kitabı Taşevleri arayarak temin etmenizi tavsiye ederiz. Yürümeseniz bile çok emek verip hazırlanmış bu yola ait kitabı arşivinize ekleyin. Bu yönde güzel işler yapıldığını görmek mutluluk veriyor.


Gelelim bilinmeyenlere;

Kafamızdaki en önemli bilinmeyen artık işaret bulamasanız bile patikalarının çok belirgin hale geldiği Likya Yolu ile karşılaştırıldığında bu St.Nicholas’ın işaret durumu nasıldı acaba?

Örneğin, işaretler 500 metrelik aralıklarla işaretlenmişse büyük sorun yaratabilirdi. St. Nicholas’ın kendi (www.saintnicholasway.com) web sitesinde GPS kayıtları vardı ancak GPS’e yüklerken hatalar verdiğinden elimizde kısıtlı bir veri ile yola koyulacaktık.

Likya Yolu’nun herhangi bir parkurunu yürümeden önce kısa bile olsa internetten fazlaca bilgi bulabilmek mümkün. Önceden buraları yürümüş çok arkadaş olduğundan, bitki örtüsü, su ve konaklama durumlarını bildiğimizden kafamızda plan yapabilmek daha kolay.

Şimdi ise önümüzde bitki örtüsünün Likya Yolu’nun Alacadağ parkuru gibi olacağını tahmin ediyoruz, daha önemlisi su olmayacağından kesin eminiz. Çünkü tarih boyunca bu bölgelere geçmiş uygarlıklar tarafından yapılmış sarnıçların sebebi de bu. Kışın su toplayıp, yazın kullanmak. Hatta yürürken çok da ilginç ve önünde şapka çıkarılası sarnıç doldurma örnekleri ile karşılaşacağız.


Yolculuğu anlatmaya kaldığımız yerden devam edelim;

Beymelek Taş Evlere varıyoruz. Çadır kuralım derken Osman Bey sağolsun buna gerek olmadığını söylüyor ve bizi bir gece misafir ediyor. Biz Osman Bey ile önceden konuşup tanıştık ancak hiç tanımasanız bile kendisi size yine aynı misafirperverlik ile davranacaktır. Taşevler Beymelek lagününün hemen tepesinde. Kabaca lokasyon tarif etmek gerekirse burasının Likya Yolu parkuru üzerinde yer alan Belos antik yerleşiminin aşağısında, sahil tarafında kaldığını söyleyebiliriz. Demre’den taksi ile 15 dakika.

Likya Yolu’nun Alacadağ etabı (Finike-Demre arası) ile St.Nicholas’ı bir araya getirip yürümeyi düşünenler başlangıç noktalarına ulaşım konusunda bize de danışabilirler. Gerek Likya Yolu gerekse St.Nicholas için Demre’ye her gelişimizde 2012 yılında tanıştığımız ve bölgeyi iyi bilen taksici İsmet Duran’ın telefonunu bir kenara daima yazarız. (542-587 19 72, 536-372 08 56). Beymelek Taş Evleri de arayabilirsiniz tabii (242-872 16 79, 532-616 03 06).

Çantaları odaya yerleştirdikten sonra yol hakkında bilgi almak için Osman Bey ile görüşmeye gidiyoruz. Kendisi bu yolun ortaya çıkartılmasında ve işaretlenmesinde karış karış yürüdüğü için kafamızdaki sorulara cevap arayacağız.

Haritayı önümüze açtık ve başladık konuşmaya. Sorularımızın hepsini gayet net yanıtlayan Osman Bey işaretlerin yeterli olduğunu kaybolma riskimizin olmadığını söyleyince rahatlıyoruz. Sadece tek sorun su olacak gibi zira suyumuzu Kaş’tan toptan aldık. 6 tane 1.5 litrelik su. Kişi başı 3er şişe. 4.5 litre. Kullanılmayan sarnıçlardan su içmek ve dezenfektan haplardan kullanmak istemiyoruz açıkçası.

Osman Bey’in de ısrarı ile akşam yemeğini hiç yapmadığımız halde ziyafet türünden yapıyoruz. Çok ağır yemedik ama yemekte Demre ve Beymelek’in meşhur mavi yengeçi ve lagünden avlanan Kuzu balığını yiyiyoruz. Ekmek yok ve sadece bir yudum alkol aldık. Malum yarın yürüyeceğiz.


Beymelek Taşevler'de akşam yemeği...
Çok yemedik gerçekten.
Evet gerçekten çok yemedik.

Osman Bey sağolsun bizi saat 06:00’da Taşevler’den hareket ile Dereağzı’na ulaştıracak. Saat 07:00 gibi yürümeye başlamayaı planlıyoruz. Dediğimiz gibi herkese yol göstermemiz açısından Dereağzı’na ulaşım için taksi tutulması gerekiyor. Osman Bey olmasaydı biz de taksi ile gidecektik. Taksiyi teklif ettik ama sağolsun bizi götürüp bırakabileceğini söyledi.


Buluşma, olay yerine varış kısaca böyle ama en güzeli bilinmeyene doğru gitmek. Daha önce de yazdığımız gibi Likya Yolu’nun belirli bir coğrafyası var burası da ona benzeyecek gibi ama bundan önemlisi internet üzerinde ayrıntılı paylaşımının neredeyse olmadığı St. Nicholas yolunda bizi neyin beklediğinin heyecanı çok daha güzel ve yaşanması gereken birşey...

Share this:

 
Copyright © St. Nicholas Yolu. Designed by OddThemes | Distributed By Gooyaabi Templates